ALFABETİK DİZİN

İçerik
BİYOGRAFİ NET YAYINLARI
KİTAP BİYOGRAFİ
Portre Anlatı
Günlük
Biyografi Dosya
Mektup
Kronoloji
Kim Kimdir
Anı-Hatırat
Otobiyografi
Biyografi Genel
Şecere
Biyografik Araştırma
Gezi-Seyahat
Biyografik Roman
Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
Albüm
Görsel Kitap
Biyografik Fotoğraf
Şehir Fotoğraf
Tarihi Eser Fotoğraf
SAHAF KİTAP
DOSYA-İÇERİK
Mahmut Çetin Yazılar
Sondevir Yazıları
Sosyal Politikalar
Yarın Yazıları
Türk Yurdu Yazıları
Ufuk Ötesi Yazıları
KAYNAKÇA
Kaynak Tarama-Kupür
Bibliyografya
Armağan
ETKİNLİK
Mahmut Çetin Etkinlik
Mahmut Çetin Hakkında Yazılanlar
HARİTA
DVD-CD-VCD
Biyografi Film
Biyografi Belgesel
KİTAP GENEL
Türkçe Dil Öğretimi
Kaynak-Çeviri
Eser
KİTAP XML
Haberler
Biyografi Atölyesi Başlıyor Biyografi Atölyesi Başlıyor
İLİM ve FAZİLET VAKFI SEFER EKŞİ KÜLTÜR ve SANAT ÖDÜLLERİ İLİM ve FAZİLET VAKFI SEFER EKŞİ KÜLTÜR ve SANAT ÖDÜLLERİ
Genel Biyografi Kitapları Genel Biyografi Kitapları
Mahmut Çetin: Dersaadet Sözlüğü Türk İstanbulu anlatır Mahmut Çetin: Dersaadet Sözlüğü Türk İstanbulu anlatır
BİYOGRAFİMARKET KAYNAK TAKİP SİSTEMİ BİYOGRAFİMARKET KAYNAK TAKİP SİSTEMİ
Anket
Türk Dünyası`nın bütünleşmesini hedefleyen, `dil`de, fikir`de, iş`te birlik` düşüncesinin Kırımlı mimarı kimdir?
1.Sultan Galiyev
2.Fatih Kerimi
3.Cengiz Dağcı
4.Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu
5.Gaspıralı İsmail
Yazarlar

Ürünler / ETKİNLİK/ Mahmut Çetin Hakkında Yazılanlar
 

AŞİRET: BOĞAZ`DAKİ AŞİRET ÜZERİNE

AŞİRET: BOĞAZ`DAKİ AŞİRET ÜZERİNE
Resmi büyütmek için
Tıklayın
Piyasa Fiyatı : 1.00 TL
Fiyatı : 1.00 TL
Kdv Oranı : Kdv Dahil
Toplam : 1.00 TL
Kargo Ücreti : Kargo alıcıya aittir
Teslim Süresi :
Günde Gönderim Günde Gönderim
 
Ürün Bilgisi
 
Taksit Seçenekleri
 
Yorumlar
 
Tavsiye Et
 
AŞİRET:BOĞAZ'DAKİ AŞİRET ÜZERİNE

 

AŞİRET:BOĞAZ'DAKİ AŞİRET
BOĞAZ’DAKİ AŞİRET

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN 
 

      Mahmut Çetin’nin 1997 yılında yayınlamış olduğu kitabında bir büyük ailenin İstanbul Boğazı kıyısındaki serüvenini anlatmaktadır. "Boğaz'daki Aşiret" isimli bu kitabında yazar Polonya göçmeni Yahudi asıllı bir yabancı ailenin, sülale boyutundaki Boğaz macerasını dile getirmektedir. Osmanlı İmparatorluğuna göç ettikten sonra Mustafa Celalettin Paşa adını alan Polonyalı Konstantin Borzecki merkezli Polonyalı Yahudi ailesinin Lehistan’dan kalkıp gelerek Osmanlı ülkesine yerleşmesi, İstanbul Boğazının kıyılarında kendilerine bir gelecek kurmaları, hem Osmanlı İmparatorluğunun hem de Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle yazar kitabına Boğaz'daki aşiret adını vermiş ve bu sülalenin her alanda çıkardığı meşhur ve önemli kişilerin hayatını kitabiyle Türk kamuoyunun dikkatlerine sunmuştur. Boğaz'daki Aşiret zaman içerisin de büyüyerek her alanda önemli insanlar yetiştirmiş ve Türk devletlerinin yaşamında önde gelen bir yere sahip olmuştur.

      1848    ihtilalleri    Avrupa ülkelerini yakından sarsarken Avusturya, Macaristan İmparatorluğu ile beraber Lehistan krallığında da devrimci gelişimler olmuş ama kısa süren karışıklık dönemlerinden sonra krallar tahtlarına sahip çıkınca, Fransız ihtilalini gerçekleştiren kadrolar gibi saltanat ve hükümdarlık yönetimlerine son vermek isteyen devrimci kadrolar, kendi ülkelerinde bir devrimle ulus devlete geçebilmenin kavgasını yapmışlar ama başarısız kalınca, ülkelerini terk eden Osmanlı imparatorluğuna sığınmışlardır. 1830 ihtilalleri daha çok bir ulus devlet kurmaya dönük olmasına rağmen 1848    ihtilallerinde    sosyalist düzen arayışları öne çıkmıştır. Ne var ki, bu gibi    devrimci girişimler sonuçsuz kalınca elebaşları Osmanlı ülkesine  demir atarak canlarını kurtarmışlardır. Konstantin Borzecki ve  sülalesi de bu dönemde  ülke değiştirmişler ve Mustafa Celalettin Paşa sülalesi konumuna gelmişlerdir. Asya ve Avrupa kıtaları arasındaki merkez bölgedeki devlet  olduğu içindir ki, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve daha sonra da  göç eden aileler, isim değiştiren sülaleler ve  dinlerinden ya da  etnik kökenlerinden dönen zengin ye aydın kesimler fazlasıyla görülmüştür. Rus işgali sonrasında Polonya’dan kaçan başka bazı aileler de Beykoz'un arkalarında Polonezköy’ü kurarak bu bölgeye yerleşmişlerdir.

      Boğaz’daki Aşiret bir buçuk yüzyılı geçen zaman diliminde, Osmanlı ve Türk devlet yaşamında bir çok önemli kişiyi Türkiye'ye kazandırmıştır. Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu Hasan Enver Paşa, Nazım Hikmet, TKP kurucusu Zeki Baştımar, Orgeneral Turgut Sunalp, yazar Refik Erduran, Oktay Rıfat, Samih Rıfat gibi yazarlar, Orgeneral Ali Fuat Cebesoy, Mehmet Ali Aybar, Rasih Nuri İleri, Nihat Sargın, Celal Nuri İleri, Suphu Nuri İleri, Abidin Dino, Namık Kemal, Abdin Paşa, Numan ve Nermin Menemencioğlu, Halikarnas Balıkçısı, Şirin Devrim, Prof.Dr .Suna Kili, futbolcu Sabri Dino, Ali Niyazi ve benzeri bir çok tanınmış isim, Borzenski sülalesinden gelen Polonya asıllı olup, daha sonraları Boğaz’daki Aşiret üyeleri olarak Türk toplum ve siyaset yaşamında önde gelen roller oynamışlardır. İmparatorluktan, Cumhuriyete geçerken ve Batı dünyasından modernizm Türkiye'ye gelirken, bu gibi göçmen ve dönme ailelerin öncülük ve taşıyıcılık görevi üstelendikleri görülmüştür.

      Boğaz'daki Aşiret, bir kitabın adı ve o kitaba adını veren bir ailenin tanımlamasıdır ama, günümüzde İstanbul Boğazının kıyılarında yaşayan beş bin aileye verilen ortak isim haline de gelmiş durumdadır. TÜSİAD’a üye olan beş yüz zengin işadamı aileleriyle beraber yaşadığı İstanbul Boğazı o kesimin akrabalarıyla birlikte zaman içerisinde yeni bir Boğaz Aşireti yaratmıştır. Boğazın kıyısını yalayan sulara kapısı açılan yalıların sahipleri ile İstanbul Boğaz’ının en güzel manzaralarına sahip o tepelerin üslerindeki villalarda yaşayanlar, günümüzün Boğaz Aşiretinin uzantılarıdır. İstanbul Boğazı gibi cennet bir bölgeyi kendi aralarında parselleyenler, Boğazların korunmasıyla ilgili mevzuatı hiçe sayarak, her geçen gün daha fazla yayılmaktalar, dönem dönem aldıkları inşaat izinleriyle, dükalıklarını pekiştirmektedirler. İstanbul’u aynı zamanda borsa ve sermaye merkezi konumuna getiren Boğazdaki yeni aşiret, İstanbul üzerinden bütün Türkiye'yi yönetebilmenin arayışı içindedir. Sahip oldukları para gücüyle önlerine çıkan her şeyi satın almaktan çekinmeyen Boğaz Aşireti, aynı zamanda bütün basın ve medya organlarını da satın alarak, özel çıkarları doğrultusunda bunları kullanmaktan çekinmemektedirler. Para gücü medya gücüne dönüşürken, aynı zamanda siyaseti yönlendirmekte ve aşiretin çıkarlarına uygun düşen yeni siyasi modeller ya da politikalar, Boğaz kıyısındaki yalılardan ortaya çıkmaktadır. Aşiret, Boğaz kıyısında rüzgarların serinliğinde, kendisini serin devlet olarak derin devletin yerine koymakta, insanın kanını donduran bir çok uçuk fikir ya da öneri, Boğaz Aşiretinin çıkarları doğrultusunda serin devletin üyeleri tarafından serin kanlıkla dile getirilerek savunulabilmektedir. Borzensky sülalesi ile başlayan bu gelenek yeni transfer edilen yeni yetme zenginlerle desteklenmekte ve giderek Türkiye Cumhuriyetinin geleceği  ile  oynamaya kadar varan sorumsuzluklar ağı, kıyı boyunca genişlemektedir. Türk milletinin ve devletinin açıkça kaderini belirleyen kararlar Boğaz kıyısında alınmakta,  daha sonra bu kararlar patronlar aracılığı ile  siyaset sahnesindeki aktörlere  dikte  edilmektedir.

      İstanbul Boğazında yaşayan beş bin zengin aile Boğazdaki Aşiret olarak, Türk milletinin ve devletinin kaderini belirleme hakkını ve yetkisini açıkça kendisinde görebilmektedir. TÜSİAD üyesi beş yüz zengin işadamının ötesinde, bunların yerli ve yabancı ortakları da devreye girmekler ve aşiret bağları para ilişkileriyle giderek genişlemektedir. Bu durum, Boğazdaki Aşiret üzerinde fazlasıyla heyecan yaratmakta ve zamanla kendilerini Bizans ya da Osmanlı İmparatorluğunun merkezinde hissettirmeye başlamaktadırlar. Emperyalizm, bu durumu fark edince hemen Yeni Bizans, Yeni Osmanlı projelerini, Boğazdaki Aşireti taşeron yerine koyarak gündeme getirmiştir. Her türlü ortaklığa razı olan aşiret mensupları, bu projelerin kendi ülkelerinin ulusal çıkarına uygun olup olmadığına dikkat etmeden, dışarıdan gelen bütün önerilere balıklama atlamakta ve yabancıların Türkiye'deki temsilciliğini hiç kimselere bırakmamaktadırlar. Para gücü ve ortaklıklar her türlü hedefi ve bu yoldaki girişimleri mubah hale getirmektedir. Bir anlamda vahşi kapitalizmin Makyavelist yol ve yöntemleri, Boğazdaki yeni yetme aşiret için geçerli olmakta, yabancıların emperyalist ya da Siyonist önerilerine bile hemen angaje olmaktadır. Boğazın iki kıyısını sarmış olan para babalarından oluşan yeni kapitalist aşiret her yönü ile mütareke İstanbul'unu günümüzde başarıyla temsil etmektedir.

      Mütareke İstanbul’u teslim olan başkent demektir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz donanmasının İstanbul Boğazına girmesiyle birlikte, Boğazdaki aşiret ve benzerleri hemen teslim olmuşlar ve İngiliz ya da Amerikan mandası altında yeni bir Bizans İmparatorluğunu, Almanya ve Rus saldırılarına karşı gerçekleştirmek için çaba göstermişlerdir. Rumlar İngiliz. Ermeniler, Fransız mandası ararken, Yahudiler de geleceğin müstakbel İsrail projesini gerçekleştirebilmek üzere, Amerikan mandası peşinde koşmuşlardır. Mütareke İstanbul'u aslında; gayrimüslim kimliğinin öne çıktığı, Türklüğü ve Müslümanlığın devre dışı bırakıldığı bir işbirlikçiliğini gerçekleştirmiştir. Mütareke İstanbul'u geleneği bugün Boğaz'daki Aşiret aracılığı ile İstanbul'da devam etmektedir. Dün Ulusal Kurtuluş Savaşının önderi Mustafa Kemal'e çapulcu diyen Mütareke İstanbul’unun teslim olmuşları, bugün de Türkiye’nin çıkarlarını savunan milliyetçileri ve de ulusalcıları gericilik ya da faşistlikle suçlamakta ve böylece kendi liberal işbirlikçiliklerini mazur göstermeğe çalışmaktadırlar. Basın ve medya köşelerini sermayeye satılarak dolduran, bunların temsilcileri ekonomik çıkarlar uğruna ulusal çıkarları devre dışı bırakabilmenin yollarını aramaktadırlar.

      İstanbul Boğazı’nın güzelliklerini, sahip oldukları para gücüyle satın alan Boğaz'daki Aşiret, yine para gücüyle Türkiye'yi ve Türk milletinin kaderini, uluslararası tekelci sermayenin desteği ile satın almağa çalışmaktadır. Misakı Milli sınırları içinde yaşayan Türk ulusunu tanımazlığa gelen, kozmopolit bir yapı içinde yeniden bir Bizans oluşturma özlemindeki misyoner kuruluşlarıyla ortak çalışmaları gündeme getiren Boğaz'daki gayrimüslim Aşiret’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderi ile oynamağa hakkı yoktur. Türk ulusunun bir milli kurtuluş savaşı vererek kurduğu Türk devleti, Yani Bizans özlemi içindeki misyoner kuruluşlarının çalışmalarının oyun alanı değildir. Çok uluslu şirketlerin önderliğinde gündeme gelen yabancı dayatmalarının giderek Türkiye'ye egemen olmasında, Boğazdaki Aşiret fazlasıyla taşeronluk yapmaktadır. Bu durum da Türkiye'nin ulusal çıkarlarına açıkça ters düşmektedir. Bir anlamda Boğaz'daki Aşiretin çıkarları ile Türk milletinin ulusal çıkarları birbiriyle ters düşmektedir. Boğaz'daki Aşiret Türklüğü ve Türk olmayı reddetmiş ve tıpkı eskisi gibi Bizans döneminin kozmopolit yapısı içinde, gayrimüslim bir kimliğin geleceğini aramıştır. Boğaz'daki Aşiret'in, Ulusal Kurtuluş Savaşını küçük gören, Türk milletini dışlayan, Ankara'daki Türk devletini yok sayan olumsuz tutumları davam ettiği sürece, Türkiye’de yaşayan insan topluluğunun ulusal bütünleşmesini gerçekleştirmek son derece  zor  olacaktır.

      Küreselleşme dönemiyle birlikte, Boğaz’daki Aşiret'in tarihten gelen gayrimüslim ve gayri Türk tutumu, giderek yükselme göstermiştir. Sahip oldukları para gücüyle, İstanbul basınını Bizans medyasına dönüştürmüşler ve her yönü ile Türkiye’nin ulusal kimliği ile ulus devletine saldırıyı, bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Kendi içlerinden seçtikleri bazı temsilcileri ya da para ile satın aldıkları bazı Türk vatandaşlarını siyasete yönlendirerek onları finanse etmişler ve son dönemlerde anti ulusal siyasetinin oluşmasında, emperyalist merkezlerle birlikte Boğaz'daki Aşiret ortak hareket etmiştir. Basın ve medya ile halkı uyuşturma dönemi artık son noktasına gelmiştir. Eskisi gibi kapitalist sistemin çıkarları doğrultusunda halkı uyutamayacağını gören Boğaz'daki Aşiret mensupları, Türkiye'yi bir iç çatışma ortamına sürükleme senaryolarını destekleyerek, kapalı toplantılarda halkın bilinçlenmesini sağlayan demokrasiye karşı çıkarak, sermaye çevrelerinin çıkarlarını koruyacak ve onlara bekçilik yapacak bir diktatörlüğün arayışı içine girmektedir. Türk ulusu; Cumhuriyet devleti ve demokrasi rejimi ile kendi geleceğini güvenceye alma çabası içindeyken, Boğaz’daki Aşiret’in kendi zenginliklerinin peşinde koşması ve bunların korunması için bekçilik yapacak bir diktatörlüğün arayışı içine girmesi, yine Türkiye'nin ulusal çıkarlarına ve Türk demokrasisine ters düşen bir durumdur. Misakı Milli sınırları içinde, Boğaz'daki Aşiret'in değil ama Türk milletinin ulusal egemenliği geçerli olmalıdır. Önümüzdeki dönemde; ya Türk milleti yeniden egemen olacak ve Boğazdaki Aişret’in çıkarları sınırlanacak ya da Boğazdaki Aşiret, küresel sermaye ile ortaklık içerisinde hegemonyasını artıracak, bunun sonunda Türk devleti ve milleti sıkıntı çekmeye devam edecektir. Türk devletinin güçlenmesi ve Türk milletinin mutlu bir düzene kavuşa bilmesi için; Bozaz’daki Aşiret’in anayasa ve yasal çerçevede denetim altına alınması gerekmektedir.
Kategoriye ait diğer ürünler
Dersaadet diye bir sözlük Detaylar
Önce Vatan Söyleşi Detaylar
Türk solu tarikatçı çıktı Detaylar
`Boğaz`daki Aşiret`in yazarından yeni kitap Detaylar
Mahmut Çetin’le biyografik sohbet Detaylar
Biyografi farklı bir bilim dalı, ayrı bir disiplindir Detaylar
Boğazdaki Aşiret ve Mahmut Çetin Detaylar
“Ben ne yapabilirim?” sorusunun peşinde bir usta: Mahmut Çetin Detaylar
Aydın Yabancılaşması Üzerine Bir Tahlil Arayışı: Mahmut Çetin’in Aydın Yabancılaşması Kitabı Detaylar
Boğaz`daki kabileler çatışır mı? Detaylar
Afet Ilgaz`dan `Kart Kurt Sesleri` yorumu Detaylar
Gayri millî kozmopolit sınıfa dikkat! Detaylar
X İLİŞKİLER ve MAHMUT ÇETİN Detaylar
Mahmut Çetin Milat`a konuştu Detaylar
Aydın Yabancılaşması Üzerine Detaylar
Sanayi sitesinde bir biyografi atölyesi Detaylar
Biyografi Kitabı`na İLESAM Ödülü Detaylar
 
Üye Girişi
Email :
Şifre :
   
Üye Ol | Şifremi Unuttum
Alışveriş Sepetim
Sepetiniz boş..
Son Eklenen Ürünler
Arap İhtilali ve Şam MahkemesiHatıralarJeo Enerjik BakışBiyografi Analiz 11Biyografi Analiz 6Biyografi Analiz 2Kültür ve Medeniyetimiz Üzerine DüşüncelerEsrarlı Kılıç Defacto Cezayir Bebek ile Mücahit Bugün de Ölmedim AnneX İLİŞKİLER: KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ`NİN PUTLARIBOĞAZ`DAKİ AŞİRET VE ŞECERE ÇALIŞMASIDersaadet diye bir sözlükÖnce Vatan Söyleşi
Fırsat Ürünleri
Arap İhtilali ve Şam Mahkemesi
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 15.00 TL
Fiyatı : 9.00 TL
 
Hatıralar
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 11.00 TL
Fiyatı : 7.00 TL
 
Jeo Enerjik Bakış
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 30.00 TL
Fiyatı : 20.00 TL
 
Biyografi Analiz 11
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 15.00 TL
Fiyatı : 14.00 TL
 
Biyografi Analiz 6
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 15.00 TL
Fiyatı : 14.00 TL
 
Biyografi Analiz 2
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 15.00 TL
Fiyatı : 14.00 TL
 
Kültür ve Medeniyetimiz Üzerine Düşünceler
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 12.00 TL
Fiyatı : 8.00 TL
 
Esrarlı Kılıç
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 10.00 TL
Fiyatı : 7.00 TL
 
Defacto Cezayir
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 10.00 TL
Fiyatı : 7.00 TL
 
Bebek ile Mücahit
Günde Gönderim Bu ürün kampanyada
Piyasa Fiyatı : 10.00 TL
Fiyatı : 7.00 TL
 
Son Gezdiğiniz Ürünler
AŞİRET: BOĞAZ`DAKİ AŞİRET ÜZERİNE
Yayınevleri

Güvenlik
Sosyal Medya